27 Mayıs 2012 Pazar

kaçak



gömülmüştü.. çevresi renkli fresklerle kaplı olan sandık.
bi anda ben mi ona çarptım o mu bana çarptı bilemeden çıktı karşıma
Şaşkınlık,heyecan!Aşkınlık,merak!
bi de gizli kalmış şehvet.
üzerindeki şekiller bir bir kafamda belirirken,çok geçmeden farkettim ki değişmişti üzerindeki şekiller.
parlıyordu,hani biri yüzüne aynayla ışık yansıtıyormuş gibi.an an parlıyordu..bi yanda merak ve arzu, odunsu gövdesi henüz kalınlaşmaya başlamış bir ağacın aynı dalına aşılanmış iki meyve gibiydi.en tepesinde ağacın, bi türlü açamamış dipdiri koyuluğu artık onu zehirlemeye başlamış yeşil renkte olan tomurcuk duruyordu.sandığın üstündeki şekiller 3. boyutunu da kazanıp belirginleşmeye başladığı anda şeklini yadırgayan on,yüz,binken BİR gibi görünmek zorunda kalan tomurcuk da hareketlenmeye başladı.parlamalar bir anda çoğaldı gözlerimi cok zor ara ara açıyordum,tomurcuk şeklini hiç görmediğim bir şekilde bozuyordu. basıklaştı,küçüldü,küçüldü,bozuldu,eğrildi ,sıkıştı-sıkıştI-sıkışTI-SIKIŞTI patlamasına ramak kalmıştı!!sandık ucunu aralamış, kocaman bi ışık kütlesi sızmaya başlamıştı bense büyük bi sevinçle kutuya doğru uzanıyordum!! bir anda.,., aronofskyvari bir geçişle kutu hiddetle kapandı ve üzerindeki canlı şekiller donuklaştı,tomurcuk gevşeyerek yavşak uyuz bir hal aldı ve ben düştümm!.düşmeden önce gördüğüm son karede herkes gözünü kapatmış körebe oynarken gözünü açan oyunbozan vardı.bozmuştu bi kere oyunu.şimdi ben onla bir daha nasıl oynayacaktım..

Ve ben devam ettim gözümün önüne  gelen renksiz küçük dairecikleri kovalamaya,onlarda kaçmaya..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder